Waseda E-Style Book Röportajı

Orijinal makale Ağustos 2021’de yayınlanmıştır.

Öğrenmenin Anahtarı: Konsantrasyon (İnsan Bilişim Departmanı), Yuzuru Hanyu
Profesör Nishimura Shoji ile Röportaj

Disiplinler arası bir bölüm olan insan bilişimleri biliminde beklentilerinden daha fazlasını öğrenmek üzerine

Yuzuru: Günümüz bilgi tabanlı toplumda, bilgi bilimi alanı giderek gelişiyor ve değişiyor, şahsi olarak bu bilgi bilimi alanından bir şeyler öğrenmeyi çok istedim. Buna ek olarak, artistik patinajın da ötesinde insanoğlu hakkında derinlemesine bilgiler öğrenmek istedim, bu yüzden de fen fakültesini seçtim. Belki spor ile alakalı bir bölümde bilimsel bir bakış açısıyla bu konu hakkında daha çok şey öğrenebilirdim, ama her şeyden çok, bir insan olarak büyümem gerektiğini düşündüm. O yüzden de sadece bu (İnsan Bilişim Bilimi) seçeneğini düşünebildim.

Nishimura Shoji: Okula başladıktan sonraki beklentileriniz ve bitirdikten sonraki beklentileriniz arasında bir boşluk var mı?

Y: Açıkçası bu alanın bu kadar fazla disiplinler arası olacağını düşünmemiştim. Bölümler arası kesin bir çizgi olmaması çok tuhaftı. Eğer öbür üniversitedeki öğrencilere sorarsanız genelde her bölümün özel bir uzmanlığı (tek bir alanda çalışmaları) vurgulanır, ama Waseda Üniversitesi İnsan Bilgi Bilimi bölümünde bu durum farklı, bir alanda uzmanlaşırken aynı zamanda diğer bölümlerden ders alabilmenin önemli bir ayırt edici nokta olduğunu düşünüyorum. Aslında sağlık ve sosyal yardım bilimleri bölümünden aldığım derslerin çoğu bende büyük bir izlenim bıraktı. Bunu iyi bir anlamda söylüyorum ama beklentilerimin aksine en büyük sürpriz, bu kadar geniş bir yelpazede bir şeyler öğrenme fırsatına sahip olmam oldu.

N: Evet, diğer bölümlerden birçok öğrenci bitirme tezlerini benimle yazıyorlar ya da tam tersi. Atletler arasında uzaktan online olarak okumak baya yaygın, ama Hanyu-san sizi bu üniversiteye çeken şey ne olmuştu?

Y: e-okul sisteminde yarışan atletler de var, yarışmayanlar da, ev hanımları da var, kendilerine ikinci bir kariyer imkânı yaratmak isteyenler de. Kısacası büyük bir çeşitlilik var. Bence herkes, ben de dahil olmak üzere, e-okulun (öğrencilerin) hem bireysel yaşam stillerini hem de yeni şeyler öğrenmesini destekleyen eşsiz bir sistem olduğunu biliyor. Bu “bir arada yürütme”nin de ötesinde bir durum, ki genelde böyle şeyleri ifade etmek için kullanılıyor. Ödevler ve raporlar için teslim tarihlerini takip etmem gerekti ancak buna rağmen tam olarak istediğim şeyi kendi ayarladığım hızda yapabilmek gerçekten harikaydı.

N: Ve tüm bunların üzerine mezuniyet araştırması (tezi) yaparak bence harika bir iş çıkardınız. Bu süreçte ne tür şeyleri zor buldunuz?

Y: Belirlenen saatlerde katılmam gereken dersler yoktu, bu yüzden o zamanı kendi kendime ayarlamak ve motivasyonumu korumak zordu. İlk başta, bir takvim oluşturup ödevleri erkenden bitirebileceğimi düşünmüştüm ama bu konuda çok özgür olduğum için, son dakika yaptığım zamanlar oldu. Ama bu bana hayat stilimi ayarlama ve zaman kontrolünü öğrenmem konusunda bir deneyim oldu. Zorunlu bir eğitim ya da lise boyunca “bunu şu kadar zaman içinde yap” denmesi gibi değildi, motivasyonumu değiştirmeyi böylece son teslim tarihlerine göre zamanımı düzgünce ayarlamayı öğrendim.

N: E-okulda nasıl çalışılacağına dair bir örnek gibi geliyor kulağa. Peki vaktinizi yönetirken, ders çalışmak için nasıl zaman ayarladınız?

Y: Tek seferde çok fazla ders almadım. Dersine göre harcadığınız vakit de artabilir, bu yüzden “Şu gün çalışabildiğim kadar çalışacağım” diye karar veriyordum ve ona odaklanıyordum. Aynı anda iki şey üzerine düşünemeyenlerdenim bu yüzden beynimi kullanırken, kullanabildiğim kadar kullanıyorum ve paten kayarken de yalnızca paten kaymaya odaklanıyorum ve o anın farkında oluyorum. Örneğin, “bugün sadece ders çalışacağım” ve “bugün sadece paten kayacağım” gibi. Bir şeye odaklanma konusunda yetenekliyim ama uzun süre boyunca devam ettiremiyorum bu yüzden odaklanma yeteneğimi ders çalışırken nasıl kullanacağımı ve konsantrasyonumu artırmak için diğer zamanları nasıl daha etkili kullanabileceğimi bulmam gerekiyordu. Bence ders çalışmak çok fazla çaba isteyen bir şey ve bu çabayı harcamanın sizin için yararlı olup olmayacağını belirlemek önemlidir. Düzenli olarak, eğer zamanımı hiçbir şey yapmadan geçirirsem, hayatımda bir anlamsızlık olacağından korktum. Bu yüzden eğer bir şey öğreneceksem, o şeye odaklanıp bana fayda sağlaması için tüm her şeyimi ortaya koymam gerektiğini düşünürüm. Yarışmaların ve teslim tarihlerinin çakıştığı zamanlar oluyordu, onlara son dakika bakmak zorunda kalıyordum ama sanırım bu odaklanmamda yardımcı oluyordu. Bence insanlar içgüdüsel olarak bir şeylerden kaçma eğilimindedirler ama tersine, kaçmanın imkânsız olduğu zamanlarda yine içgüdüsel olarak yoğun bir odaklanma durumuna geçeriz.

Geleceğe taşınabilecek ve kullanılabilecek yazılım becerileri öğrenmek üzerine

N: Hanyu-san dünya çapında yarışmalara katılıyorsunuz, ama ben bile tüm bu seyahat sürecinde ya da yurtdışında nasıl ders çalıştığınızı bilmiyorum. Ne tür bir planlama yapmak durumunda kalıyordunuz?

Y: Raporlar için denizaşırı yolculuklarda seyahat zamanlarımı iyi kullanıyordum. Çoğu yarışmalarım cuma, cumartesi ya da pazar günü oluyor bu yüzden pazartesi ve salı günlerinden yola çıkıyordum. Gün Pazar olduğu anda derslere oturuyor 10 saatlik yolculuk boyunca raporları yazıp bitirmek için elimden geleni yapıyordum ve indiğimiz anda da ödevi gönderiyordum. Yurtdışındayken ders çalışmak ve kaymak dışında bir şey yapmıyorum bu yüzden Japonya’da derslerime daha çok yoğunlaşabiliyordum. İngilizcem çok iyi değil, yani çevremde İngilizce yönlendirmeler olunca, duysam bile aklımda kalmadığı için daha çok konsantre olabiliyorum. Ama tersine Japoncaysa, biraz olsun duysam bile, anladığım için dikkatim dağılıyor.

N: Yani yurtdışındayken bile odaklanma meselesi önem taşıyor. Sıradaki soru, özellikle sizi etkileyen dersler nelerdi?

Y: “Yazılım 1” dersi gerçekten eğlenceliydi ve benim için çok rahatlatıcı olmuştu. Bilgisayar programları üzerinde çalışmayı her zaman çok sevmişimdir, programlama hesaplamalarında da iyiyimdir. İlgili bir deneyimim olmadı ancak kendimin ve diğer patencilerin performans ögelerini girerek mümkün olan en yüksek skoru otomatik hesaplayan bir program yapma girişiminde bulundum. Puan değerleri ve ögelerin isimleri birbirine bağlı olduğu için çok uzun bir program oldu ama sorunsuzca tamamlamayı başardım. Kendi yarışmalarımda da kullanabileceğim için eğlenceli bir deneyim olmuştu.

N: Senin için harika bir gizli silah olabilirmiş gibi duruyor, ne dersin?

Y: Evet, yazılım üzerinde değişiklikler de yapabilirim yani kurallar değişse bile o kısmı program bileşenlerine bağlayan yeri ve buna bağlı puanları değiştirdiğim sürece aynı şekilde kullanmaya devam edebilirim. Bu açıdan programın geleceğini merak ediyorum. “Biyoetik” dersinde de keyif alıyordum. Bu, biyoetiğin temelleri hakkında düşünmenizi gerektiren bir ders ve ben her zaman bu tür konuların ciddiye almamız gerektiğini düşünmüşümdür. Bu ders vasıtasıyla, elbette performanslarım hakkında fazlasıyla derin bir şekilde düşünebildim ancak aynı zamanda insanların ne olduğuyla ilgili çok temel bir sorunun da cevabı üzerinde düşünme fırsatı buldum. O yüzden, düşüncelerimi toparlamakta zorlansam da tekrar almak isterim diyebileceğim derslerden biriydi.

Artistik Patinajda otomatik puanlama üzerine yaptığı mezuniyet araştırması hakkında

N: Danışman hocanın önünde bunun hakkında konuşmak zor olabilir, ancak lütfen bize mezuniyet araştırmandan bahseder misin? Sizi bu temaya karar vermeye neyin motive ettiğini ve nasıl sonuçlar elde ettiğinden bahseder misin?

Y: Mücadeleci artistik patinajla her zaman haşır neşirdim, ama her zaman yaptığım şeyin niceliğini de ölçmek istiyordum. Bir başka deyişle, bir veriye dönüştürmek ve nesnel olarak incelemek istiyordum. Açıkçası, verilerin sizin fiziksel duyularınıza destek çıkabilecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, eğer yarışmalarda yaptığımız şeylerin duyumsal kısımlarını hareket yakalama teknolojisiyle bir veriye dönüştürüp analiz ederseniz, bunun patendeki teknik özelliklerin geliştirilmesi için yardımcı olabileceğini düşünüyorum.

Fiziksel duyular kişiden kişiye değiştiğinden, bunun tüm patenciler için uygun olup olmadığını söylemek zordur ancak bu sistem atlayışların şimdiye kadar yapıldığı gibi sadece duyusal geri bildirime değil, verilerle destekli, analiz edilmiş bir şekilde değerlendirmeye imkân verecek. Böyle bir araştırmanın mümkün olduğunu göstermek için yalnızca benim yapabileceğim bir analiz yöntemi kullanarak sonuç elde etmek istedim. Ayrıca, şu anda hala yarışan aktif bir patenci olarak, oyununun zirvesinde kalmanın yanı sıra, (ayrıca) ne düşündüğümü düzgün bir şekilde göstermek istedim.

N: Yaptığınız araştırma ileriye giderse, teknik puanlar otomasyon yoluyla puanlanabilecek gibi görünüyor.

Y: Umarım bu araştırma alanına gerçekten dahil olabilirim. Tabii ki bilgi eksikliğimin olduğu birçok alan var ve sadece yüzeysel bir çalışma ile bunun ilerlemeyeceğini düşünüyorum bu yüzden vakti zamanı geldiğinde Nishimura hocamın yardımını bir kez daha isteyebilirim. Yine de mezuniyet araştırmam sayesinde kendime daha uygun atlayışlar için hedef belirleyebildiğimi hissediyorum.

N: Eğer teknik skorlar yapay zekâ ile hesaplanabilirse, sence hakemlere artık ihtiyaç duyulmayacak mı?

Y: Artistik patinaj evet bir spor ancak artistik skor* olarak adlandırılan bir puanlama standartları var. Yine de artistik olarak adlandırılsa da bu artistik formun da “doğru” bir biçimi var. Örneğin bir atlayışın artı ve eksi yönleri, atlayışın müzikle uyumuna, havadaki duruşuna, eğilmelere ve bükülmelere göre karar veriliyor. Bu standartlar takip edilerek atlayışlarımız “artistik” ve temiz olarak kabul edildiği düşünülüyor. Şu anda, bu standartlarda bazı belirsizlikler var, ancak yapay zekâ gibi bir teknoloji herhangi bir önyargı olmadan puanlama için kullanılabilirse, gitmemiz gereken yön daha netleşir diye düşünüyorum. Bununla birlikte, spor yaparken bile sanatsal yönü nesnel bir şekilde değerlendirebileceğimiz bir dünya yaratmanın mümkün olabileceğini düşünüyorum.

Jimnastik de bir olimpiyat sporu ve onda da aktif olarak lazer kullanarak otomatik puanlama uygulanmaya çalışılıyor ancak jimnastiğin tersine buz pateninde lazer kullanılamaz, buz pistinin çok büyük olması gibi sebeplerden dolayı farklı yaklaşımlarda bulunmak gerekir. Araştırmamla birlikte, bir dereceye kadar bu yolda bir şeyler keşfedebildiğimi ve bunu savunabildiğimi düşünüyorum bu yüzden kendi araştırmam için büyük umutlarım var.
Ç/N: program bileşen puanlarından bahsediyor.

Gerçekten öğrenmek isteyenlerin gelmesi gereken bir öğrenme ortamı

N: Araştırmanız için yaptığımız seminerlerde sizde en çok ne etki bıraktı?

Y: Sanırım her gün bir nevi yeni bir keşif yapmam. Öncelikle araştırma konum her gün uğraştığım bir şeydi, bu yüzden bu konuya yeni bir açıyla bakmak harikaydı. Öğrenirken, farklı açılardan bakmak zorundasınız ve ancak eğer bilgi birikiminiz varsa bir şeyleri farklı yönlerden görebiliyorsunuz. Direkt olarak amacımın peşinden gidebileceğim bir ortam vardı, aynı zamanda beni ne tür sonuçlar elde etmek istediğimi bildiğim ama nasıl elde edeceğimi bilmediğim alanlarda yönlendirdi.

N: Yardım edebildiğim için çok mutluyum. Son olarak e-okula kaydolmak isteyenler için bir mesaj verebilir misin?

Y: E-okulda eğitiminizi ne kadar ciddiye alırsanız, o kadar zorlaşıyor. Şahsen benim için oldukça zaman aldı ve çok yavaş öğrendim. Tabii ki yarışmalarla meşgul olduğum için hafifletici koşullarım vardı ama hiçbir zaman rastgele bir not almak istemedim, eğer öyle bir rotada ilerleseydim buna bir çalışma programı diyemezdim. Eğer kendi kendinize öğrenmeye hevesliyseniz, içinizde şekillenmekte olan bilgi ve değerlerin üzerinde büyük bir olumlu etki yaratacaktır (e-okul). Ancak bunu rastgele yaparsanız hiçbir anlamı olmaz bu yüzden sadece gerçekten öğrenmek isteyenlerin e-okula kaydolması gerektiğini düşünüyorum. Yalnızca derslere katılıp, ödevleri teslim etmek de mümkün ancak sadece bunu yaparsanız öğrenmenin gerçek zevkini hiç öğrenemezsiniz. Bu demek oluyor ki, online okula devam etmek normal örgün öğretimde okumaktan daha çok irade gücü ve çaba gerektiriyor. Ayrıca, birçok öğrenme fırsatıyla dolu olduğu için, çalışmalarınızı kendi ayarladığınız bir hızda ilerletebilir ve eğer ciddiyetle çalışırsanız, kısa sürede bile muazzam miktarda bilgi ve deneyim kazanabileceğiniz bir ortam oluşturabilirsiniz. Sonuç olarak, size bağlı bir durum. Ben kişisel olarak çok fazla şey öğrendim.

Tabii ki paten kariyerimin yararı için öğrendiğimi düşündüğüm zamanlar oldu ama e-okul boyunca araştırma ve analiz metotlarının yanı sıra bilgi teknolojisi ve uygulama/teknik bilgi becerisi kazandım. Bence bu sadece patenciliğimle ilgili değil gündelik yaşantımla da bağlantılı olarak bana çeşitli şeyleri çok yönlü bir biçimde görebilme farkındalığı kazandırdı. Eğer ileride lider* olmayı düşünürsem, bu beceriler çok kullanışlı olacak. Umuyorum ki e-okul boyunca, her kişi kendileri için anlamı olan bir sonuç elde ederler.

*: bu kısım biraz belirsiz, bir koç olarak mı yoksa genel olarak kendi spor alanında öncü biri olarak mı liderlikten bahsettiği belli değil.

Trans cr: axelwithwings
Trans by: YuzuruHanyu_TR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: